Evrendeki En Mütevazı İnsan

Sunar

İade Etmelim de Besleyelim mi!

İsmail Armani kendisi gibi İranlı olan eşini 2000 yılında öldürmüş. Türkiye’de cezası infaz edilmiş. Buraya kadar her şey normal, fakat sonrasında devletin insana yaklaşımını gösteren olaylar başlıyor.

Uluslararası anlaşmların Anayasanın 90. maddesine göre yasalardan üstün olması gerekir. Türkiye’nin imzaladığı ve onayladığı anlaşmalara göre hiçbir insanı idam edilme olaşılığı bulunan bir ülkeye iade etmemesi gerekir. Hatırlayan hatırlar interpolle aranan şüpheli ve sanıkların Türkiye’ye sırf bu yüzden iade edilmediği. Alaaddin Çakıcı örneğini hatırlayın, Fransa idam cezası kalkmadan iade etmem diyordu. 

Türkiye ise İranlı İsmail Armani’nin cezasını Türkiye’de infaz etti ve ardından sınır dışı ederek idam edilme olasılığı yüksek olan İran’a teslim etti. 

Armani’nin BM’nin iltica talebini reddetmesi Türkiye’yi temize çıkarmaz. 

Türkiye mantığı şudur: İade etmeyelim de besleyelim mi!

Ekim 11, 2008 Posted by | İnsan Hakları | Yorum yapın

ABD’yi Bölmek İsteyen İnsan Hakları Örgütleri ve Satılmış İngiliz Basını

İngiliz İnsan Hakları kuruluşu Reprieve yayınladığı raporda ABD’nin 2002 yılından bu yana donanmasına ait 17 gemiyi yüzer hapisane olarak kullandığını, hukuk dışı olarak özgürlüklerinden alıkoyduğu bu insanlara bu gemilerin ambararında işkence yaptırdığı(hayalet tutuklular, hayalet uygulamalar) 80 kişinin bu hayalet hapisanelerden geçtiği, halen 26 bin kişinin yargı önüne çıkartılmaksızın bu hapishanelerde tutulduğunu açıkladı.

Şimdi düşünüyorum, bir insan hakları kuruluşu Türkiye’de insan hakları ihlalleri var, insanlara düşünceleirnden, etnik kökeninden, dini inancından, saçının uzun olmasından, kot pantolon giymesinden, şundan, bundan… dolayı işkence ediliyor, şeklinde bir rapor açıklasa acaba yurdum ulusalcısının tepkisi nasıl olur. Tahmin edebiliyorum. İlk olarak “AB bizi bölmek istiyor” şeklinde çıkışılır, malum kuruluş İngiliz ya, sonra Aydınlık Dergisi 3-5 belge çıkarırdı bir yerlerden “Retrieve PKK bağlantısı” diye de manşet falan atardı, sonuna da Doğu gelecek sorunları çözecek, milli hükümeti kuracak falan diye propagandayı eklerdi.

***

Başka bir olay: İngiltere’nin hiçbir kanıt olmadan sırf polis şüphelendiği için terör şüphesi ile yakalananları 42 gün gözaltında tutabilecek bir yasa çıkartır.

İngiltere Avam Kamarası 306′ya karşı 315 oyla aldığı bir kararla terör zanlılarının gözaltı süresini 28 günden 42 güne çıkartarak gelişmiş ülkeler arasında zaten 28 günle en uzun süre olan terörö zanlısı özaltı süresini 42 güne çıkardı. Şİmdi İngiliz Basının verdiği tepkiye bakalım:

The Guardian: Utanç verici zafer. Başbakan istediğini elde etti fakat göreve geldiğinde temsil eder göründüğü ilerici idealleri feda etti.

The Times: Satılık Parlemento! Bu karar Parlemento’nun itibarını harcadı.

Daily Telegraph: Bir kişinin hakkında delil olmaksızın gözaltıda tutulamayacağı ilkesi 1215 Magna Carta ile kararlaştırılmıştı. Bugüne kadar da Britanya Hukukunun bir parçası oldu. Bu yasa ise polise terörist olduğundan şüphelenilenleri diğer ülkelerden 1 ay daha fazla gözaltına tutma hakkına sahip oldu.

Bu tip bir karardan sonra bir Türk Gazetesi böyle bir yayın yapsa yurdum ulusalcıları tarafından ilk olarak “F tipi medya” sonra “Satılmış medya” sonra da “Bölücü medya” sıfatları ile yaftalanırdı.

İnsan Haklar kavramını bölücülük ile eş tutan, koskoca bir mozaik olan Avrupa’yı “Avrupa”ya indirgeyen-hep Osmanlı’daki Frengistan’ı hatırlatır bana- Terörün diyalog ile bitirebileceğini önlerine Bask ve Kuzey İrlanda örnekleri getirilince bile algılamak istemeyen, her olayda ülkemizin kendisine özgü koşullarından bahseden arkadaşları ayrıca gözlerinden öpmek istiyorum hem yukarıdaki olayda yapacaklarından hem de bu genel davranışlarından ötürü. Yazımı kurbağayı yavaş yavaş haşlarlar kaçmasın diye, naziler de seçimle iktidar oldular ve böyle giderse iran oluruz diyerek tamamlıyorum.

Haziran 13, 2008 Posted by | Özgürlük, İnsan Hakları | Yorum yapın

   

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.